Türkiye Yunanistan Gerilimi: Atina'dan Şok Suçlama!
Gündem

Türkiye Yunanistan Gerilimi: Atina'dan Şok Suçlama!


22 July 20255 dk okuma43 görüntülenmeSon güncelleme: 31 August 2025

Doğu Akdeniz'de sular ısınıyor! Türkiye'nin Libya ile Girit açıklarında başlattığı enerji arama faaliyetleri, Yunanistan'a yönelik göçmen akınını tetikledi. Atina, Ankara'yı göçü bilinçli bir baskı aracı olarak kullanmakla suçlarken, Avrupa Birliği'nden (AB) beklediği destek henüz gelmedi. Peki, bu gerilimin ardında yatan sebepler neler ve bölgeyi neler bekliyor?

Yunanistan'dan Türkiye'ye Ağır Suçlama

Yunanistan, Türkiye'yi Libya üzerinden artan göçmen akınını bir baskı aracı olarak kullanmakla suçluyor. İddiaya göre, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetleri ile eş zamanlı olarak Libya'dan Yunanistan'a yönelik göçmen akını rekor seviyelere ulaştı. Özellikle Girit ve Gavda adalarına ulaşan göçmen sayısındaki artış, Yunanistan'ı alarma geçirdi. Yunanistan hükümeti, bu durumun Türkiye tarafından bilinçli olarak yönlendirildiğini savunuyor.

Haziran başından bu yana 5 binden fazla göçmen Girit ve Gavda adalarının kıyılarına ulaştı. Avrupa Komisyonu (AK) Başkanı Ursula von der Leyen, durumun ciddiyeti üzerine Göç Komiseri Magnus Brunner’i bölgeye gönderme kararı aldı. Ankara ile Trablus’un Girit’in güneyinde sismik araştırmalar başlatmak için anlaşmaya varması, sıcak hava dalgası ile artan göç akışıyla çakışınca Atina’daki tansiyon da yükseldi.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin bu eylemleri kabul edilemez. Avrupa Birliği'nin bu konuda daha kararlı bir duruş sergilemesi gerekiyor," ifadelerini kullandı. Yunanistan, AB'den Türkiye'ye karşı daha sert yaptırımlar uygulanmasını talep ediyor.

Doğu Akdeniz'de Enerji Arayışları ve Gerilim

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetleri, bölgedeki gerilimi tırmandıran bir diğer önemli faktör. Türkiye, Libya ile yaptığı anlaşmalar çerçevesinde Girit açıklarında enerji arama çalışmalarına başladı. Bu durum, Yunanistan'ın tepkisini çekiyor. Yunanistan, Türkiye'nin bu faaliyetlerinin kendi kıta sahanlığını ihlal ettiğini savunuyor.

Türkiye ise, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının adil bir şekilde paylaşılması gerektiğini ve kendi haklarını korumak için bu faaliyetleri yürüttüğünü belirtiyor. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada, "Doğu Akdeniz'de hiçbir ülkenin haklarını gasp etme niyetimiz yok. Ancak kendi haklarımızı da sonuna kadar koruyacağız," ifadelerini kullandı.

Doğu Akdeniz'deki enerji arayışları, bölgedeki ülkeler arasındaki rekabeti artırıyor ve gerilimin tırmanmasına neden oluyor. Bu durum, bölgedeki istikrarı tehdit ediyor.

AB'nin Tutumu ve Beklentiler

Yunanistan, AB'den Türkiye'ye karşı daha sert bir duruş sergilemesini bekliyor. Ancak, AB'nin bu konuda henüz net bir tavır sergilemediği görülüyor. AB, Türkiye ile diyalog kanallarını açık tutmak istiyor ve gerilimin tırmanmasını engellemeye çalışıyor.

Avrupa Komisyonu (AK) Başkanı Ursula von der Leyen, yaptığı açıklamada, "Doğu Akdeniz'deki durumu yakından takip ediyoruz. Tüm tarafları itidalli olmaya ve diyalog yoluyla çözüm bulmaya çağırıyoruz," ifadelerini kullandı. AB, Türkiye ile Yunanistan arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu belirtiyor.

Ancak, Yunanistan, AB'nin bu tutumunu yeterli bulmuyor ve Türkiye'ye karşı daha somut adımlar atılmasını istiyor. Yunanistan, AB'nin Türkiye'ye ekonomik yaptırımlar uygulamasını ve Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetlerine son vermesi için baskı yapmasını talep ediyor.

Doğu Akdeniz'deki gerilim, Türkiye-Yunanistan ilişkilerini olumsuz etkiliyor ve bölgedeki istikrarı tehdit ediyor. AB'nin bu konuda daha aktif bir rol oynaması ve taraflar arasında diyalog kurulmasına öncülük etmesi gerekiyor. Aksi takdirde, gerilimin daha da tırmanması ve bölgede yeni krizlerin yaşanması kaçınılmaz olabilir.

Sonuç olarak, Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerilim, Doğu Akdeniz'deki enerji arayışları ve göçmen krizi gibi çeşitli faktörlerin etkisiyle tırmanmaya devam ediyor. Yunanistan'ın Türkiye'ye yönelik suçlamaları ve AB'den beklediği destek, bölgedeki karmaşık durumu daha da derinleştiriyor. Bu durum, bölgedeki istikrarı tehdit ederken, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin geleceği açısından da belirsizlikler taşıyor. Uluslararası toplumun ve özellikle Avrupa Birliği'nin bu konuda daha aktif bir rol oynaması ve taraflar arasında diyalog kurulmasına öncülük etmesi, bölgedeki gerginliğin azaltılması ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması için hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, Doğu Akdeniz'deki gerilimin daha da tırmanması ve bölgede yeni krizlerin yaşanması kaçınılmaz olabilir. Umarız sağduyu hakim olur ve bölgede barışçıl bir çözüm bulunur.