Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarına yaptığı yatırımların meyvelerini toplamaya devam ediyor. Ülkenin toplam elektrik kurulu gücünde rüzgar ve güneş enerjisinin payı, Mart ayı sonu itibarıyla yaklaşık %30'a ulaşarak önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Bu başarı, Türkiye'nin enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik attığı adımların somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Yenilenebilir Enerjiye Yatırımın Önemi
Türkiye'nin artan nüfusu, yükselen enerji ihtiyacı ve fosil yakıt ithalatından kaynaklı cari açığı azaltma hedefi, yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımları kaçınılmaz kılıyor. Özellikle rüzgar ve güneş enerjisi, temiz ve sürdürülebilir olmaları nedeniyle öncelikli tercih sebebi oluyor. Bu kapsamda yapılan yatırımlar, ülkenin enerji portföyünü çeşitlendirirken aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sağlıyor.
Güneş ve Rüzgar Enerjisindeki Artış
Türkiye'nin güneş enerjisi kurulu gücü, geçen yılın Mart ayına göre %129'luk bir artış göstererek 21 bin 620 megavata ulaştı. Rüzgar enerjisi kurulu gücü ise aynı dönemde %108 artarak 13 bin 98 megavat seviyesine yükseldi. Bu artışlar, Türkiye'nin yenilenebilir enerji alanındaki potansiyelini ve bu alanda kaydettiği ilerlemeyi açıkça ortaya koyuyor.
Gelecek Beklentileri ve Sektörün Görüşleri
Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Genel Sekreteri Hakan Erkan, Türkiye'deki güneş enerjisi kurulumlarının çoğunlukla lisanssız projeler üzerinden yürütüldüğünü belirtiyor. Erkan, trafo kapasitelerinin lisanslı depolamalı santrallere verildiğine dikkat çekerek, "Lisanslı depolamalı güneş santrallerine verilen kapasite 15 bin megavat, lisanssız verilen kapasitelerin toplamı 22 bin megavat. Güneş enerjisi bu iki koldan büyümeye yüksek kapasiteli projelerle devam ederken Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) güneş projeleri de büyümeye önemli destek olacak" şeklinde konuştu.
Erkan ayrıca, orta ve küçük ölçekli yatırımcıların trafo kapasite kısıtlarından olumsuz etkilendiğini belirterek, öz tüketim amaçlı projelere özel kapasite tahsisi sağlayan yeni bir bağlantı modelinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na sunulduğunu ve bakanlığın 2035 Yenilenebilir Enerji Yol Haritası'nda yer aldığını ifade etti. Bu modelin hayata geçmesiyle sektörün canlanacağı ve ihracatçı firmaların rekabet gücünün artacağı öngörülüyor.
Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynaklarına yaptığı yatırımlar, ülkenin enerji bağımsızlığını güçlendirirken aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe de önemli katkılar sağlıyor. Rüzgar ve güneş enerjisindeki bu hızlı yükseliş, Türkiye'nin gelecekte daha temiz ve sürdürülebilir bir enerji sistemine sahip olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini gösteriyor. Bu gelişmeler, hem ülke ekonomisi hem de çevre için umut verici bir tablo çiziyor.